Hep Kol Kola! Bir Gün Değil, Her Gün BEŞİKTAŞ!

Çok uzun yazmak istemiyorum, sadece şunu söyleyeceğim; dakikalar 60′a gelmiş. Takımın hali malum, başkan malum; hevesler kaçmış. İşte o psikoloji hakimken; girişte saatlerce eziyet çekilmiş, ciğerlerimiz ağzımızdan çıkacak nerdeyse, tüm 1 Mayıs’larda olayların tam ortasında olan fotoğrafçı-gazeteci Victory Levent’e “hayatımda hiç bu kadar çok gaz görmedim” dedirtecek kadar biber gazı sıkılmış, tribünde dakika başı yangın çıkıyor, yanan şeylerden insanların tepesine alev parçaları düşüyor, gazdan ve alevlerden kaçanlar iyice sıkışmış birbirine, polis tribün içine müdahale halinde, koşturmaca hiç bitmiyor, insanlar ellerinde itfaiye hortumlarıyla geziyor; etrafa su sıkılıyor, sıkışmışsın küçücük bir yere, devinim hiç bitmiyor, etrafta burnu-gözü patlamış arkadaşlar var.. ve işte o haldeyken 70. dakikada öyle bir giriyoruz ki; “Hep kol kola, bir gün değil; her gün Beşiktaş” diye. Fenerbahçe tribünleri aptala dönüyor, boğazını yırtmayan tek kişi yok, kolunu havaya kaldırmayan tek kişi yok. Maraton tribünleri, Migros tribünleri koca bir ikinci yarı maçı bırakıp bizi izliyor. Alevlerin, sislerin arasından stadı inleten, o bölümü cehennem tablosuna çeviren adamlara şaşkın şaşkın ve anlam veremeyerek bakıyorlar.

Ömür boyu unutulmayacak bir zulüm, ömür boyu unutulmayacak bir isyan. Dün oradaki 2.500 Kartal yüreğe, sahadaki 18 Kartal’a, kulübedeki Carvalhal önderliğindeki Kartal’lara, herkese helal olsun. Herkese teşekkürler. Beşiktaş işte böyle yenilir, başı dik, kolları havada, isyanıyla, gururuyla…

       

Alıntı: http://www.burasikapali.com/2012/hep-kol-kola-bir-gun-degil-her-gun-besiktas/